11 Eylül 2014

Michel Houellebecq ― Kuşatılmış Yaşamlar

"Ne kadar çelişkili görünürse görünsün, aşılacak bir yol vardır ve bunu aşmak gerekir, ama yolcu yoktur. İşler görülmüştür, ama işi gören yoktur."

Satipatthana-Sutta, XLII, 16     

Çağdaş Fransız Toplumsal Yazını'nda Michel Houellebecq

Michel Houellebecq, Çağdaş Fransız Toplumsal Yazınında Temel Parçacıklar (Les Particules élémentaires), Kuşatılmış Yaşamlar (Extension du domaine de la lutte), Bir Ada İmkanı (La Possibilité d’une île) gibi eserleriyle vitrinde yer alan bir isim. Fransa’nın dışında ülkesinin  Fransız Romancılar kuşağında önemli bir yere sahiptir. Toplumdan uzakta bir yaşam sürer ve eserlerinde genel olarak önceleme diyebileceğimiz bir teknikle birey ve toplum merkezli konular ele alır. Houellebecq’i Kuşatılmış Yaşamlar eseriyle Bilişim Sektöründeki sıkıntı ve buhranları sert bir dille ve öyküleme-önceleme ile yerden yere vurduğunu ve bir depresyon anatomisi çizdiğini görürüz.

Houellebecq sıra dışı bir yazar. Sıra dışı olmasının sebebi kendisinde sevgi ve nefreti bir arada toplamasıdır. Depresif bir ruh hâliyle üçüncü bin yıl üzerine atışlarda bulunur ve savlarıyla bunu destekler. Dili sert, argotik olup bam teli üzerine dokunuşlar yapar. Bu aslında Michel Houellebecq’in yaşantısıyla doğru orantılıdır. Özel hayatında yaşadığı boşanma, sıkıntılar, cinsel liberalizm ve Semavi dinler üzerine düşünceleri, eleştirileri onu iki farklı noktaya götürür ki bir kesim Houellebecq’i gerçekten değerli bulup Nobel’e aday gösterirken, bir kesimse kendisinden nefret eder. Yazış stili ve etkilendiği isimler açısından realistleri saymamız mümkündür. (Stendhal, Flaubert ve Balzac) Antropolojik ve sosyobiyolojik yaklaşımlarıyla Zola’dan etkinlediğini de ekleyebiliriz. Amerikan yazar Bret Easton Ellis ile de kimi zaman kıyaslama yapılır kendisi için. Roman eleştiri uzmanları bu çerçevede bir yaklaşım öne sürerken; Michel Houellebecq Kurt Vonnegut, H.P. Lovecraft gibi yazarlardan etkinlendiğini söyler.

Kuşatılmış Yaşamlar

Birden, modern olmamayı umursamamaya başladım. – Roland Barthes

Jean-Paul Sartre, Bulantı (La Nausée) eserinde tanrısız bir evrenin ve bireylerin gözünden varoluşsal alanda evrenin algılanışını sorgular. Sartre’ın sinik, brutal, halüsine olmuş kelimeleriyle çeşitliliğe gideriz. Olayın merkezine yerleştirdiği karakteriyle biz dünyanın öteki gerçekliğini görürüz. Sartre’ın düşüncesinde yer alan birey – toplum merkezinin bir penceresi vardır ki insan üzerine düşünce vardır artık, insan ve varoluşsal alandaki direnişi…

"…Bankacısınız. Çok gözde bir mesleğiniz var. İyi para kazanıyorsunuz. Temiz giyimli insanlarla dolu dev binalarda çalışıyorsunuz. Steril bir hayat sürüyorsunuz. Arkadaşlarınız var. Onlarla bowling oynuyorsunuz, bankacılıktan söz ediyorsunuz. Akıllı olduğunuz için mutlusunuz. Ancak çok çalışmak zorundasınız. Öyle ki kazandığınız parayı harcayacak vakit bulamadığınız oluyor. Her an biri yerinizi kapabilir. Göğsünüze bir ağırlık biniyor zaman zaman, üzerinize bir karamsarlık çöküyor, bir dalga gibi kabarıyor, yüreğinize vuruyor…" [1]

Nil Desperandum…(*)

Houellebecq’in toplumun her sahasındaki tıkanıkları ve bu tıkanıklıklardan dolayı insanların kavanoza sıkışmış böcekler şeklinde addetmeye çalışması, Houellebecq’in toplumu toplum yapan birey ve onların farkındalıklarının sönüşüne, yitirilişine protest tavrıdır. Houellebecq’in dilinde daha doğrusu tavırlarında bıkmışlık yok. Aksine, güller arasında yabani bir çiçek olmayı kendisine uygun görüp, kalemi üzerinden yaşantılarımıza zincir vuran bir gölge işçisi olarak çıkıyor karşımıza. Kuşatılmış Yaşamlar ile bizleri steril hayatlardaki küçük noktalara benzetiyor. Bu metaforik bir yaklaşım. Üçüncü bin yıla kendi öncelemeleriyle geliyor. Savaşı kendisiyle. Onun dilindeki aşağılayıcı tavırları bir üst dil olarak görmüyor, toplumun kendi içinde oluşturduğu kültüre ve bu kültüre çizgiler veren hiyerarşi sistemine sol tabandan gelerek yaklaştığını, eleştirdiğini anlıyoruz. Karakterlerini yaşantımızın içinden çekip alıyor.

"…Bazen hayatın genel görünümlerine değinen hararetli sohbetler oluyor, hatta bazen sıcak bir kucaklaşma oluveriyor. Tabii karşılıklı telefon numaraları alınır, verilir ama genelde insanlar birbirlerini çok az ararlar. Hatta hatırlansa ve tekrar görüşülse bile baştaki coşkunun yerini süratle bir hayal kırıklığı ve isteksizlik alır. İnanın bana ben hayatı tanırım, her şey tamamen tıkanır, kalır…" [2]

Gelişen teknoloji ve modern toplum arasında köprü var. Kuşatılmış Yaşamlar salt kendi yazın tekniğiyle bir sistem eleştirisi, bir içsel savaşın yansıması tabir-i caizse. Rahatsız yazılar ve kökleri hakim Houellebecq’in dilinde. Bu alanda kimse öncü değil, herkes biraz tıkanmış, o kadar. Kapanmış perdelerin ardında kalansa bir birey farkındalığı, hakikat eşiği. Süredizimsel akış içinde farklı kapılara gitmek mümkün. Houellebecq’in amaçladığı da bu. Kendi düşüncelerini ters düz edip sunmayı başarması. Okuyucuyla arasında kurduğu bağ tepkisel negatiflik. Yazarken kapalı anlatımıyla açık bulmaya çalışıyor, kendi yolunda kaybolmuş gibi gözüken ama asla kaybolmayan. İfadeleriyle rahatsızlık veriyor, geriyor, sinirlendiriyor, suları bulandırıp üzerine çamur atıyor. Kendi sorunsalının nihayetinde bir öze ulaşacağının en basitinden bir izi.

"…Önce insanların sürüler ya da iki-altı kişilik küçük gruplar halinde dolaştıklarını gözlemliyorum. Hiçbir grup bana tam olarak ötekinden pek farklı gelmiyor. Gerçekten de birbirlerine çok benziyorlar, acayip birbirlerine benziyorlar, ama birbirlerinin tıpatıp aynısı oldukları söylenemez. Sanki hafifçe birbirinden farklı giysiler, yürüyüş biçimleri, bir araya toplanma yöntemleri benimseyerek, her çeşit bireyselleşmeye mutlaka eşlik eden uyuşmazlığı elle tutulur hâle getirme yolunu seçmiş gibiler…" [3]

Tek tipleşme ve bireyselleşme üzerine alt eleştiri yapar Houellebecq. Modern toplumun insanları sosyalleşmeye, bireyselleşemeye ve aktif rol oynamaya öyle ya da böyle ittiğini, bundan da basamağın altında kalanların ezilmeye mahkûm olduğunu vurgular. İnsan kendi düzlemini ötekiyle yer değiştirerek yahut ötekiyle toplumun ona atfettiği rolü oynayarak süreçlerin dinamizmine katkı sağlar. Bu iki yönlüdür. Birey – Toplum ve Toplum – Birey.

Ali Bulaç, Çağdaş Kavramlar ve Düzenler kitabında hiyerarşik sistemler ve bireylerin tarihsel boyutta tepeden inmeci bir sistemle ve de tirajik bir yol ile nelere maruz kalındığına değinir. Bireyin modern toplumlarda karşılaştığı düzenlere, çevresel faktörlere hangi paralelle gideceğini ve bunun nasıl bir disiplin olduğunu gösterir. Bulaç ile Houellebecq’in ortak paydada birleştiğiyse, sınıflı bir toplum modelidir. Başka bir ifadeyle, modern toplumun giderek sınıflaşmaya doğru yol almasıdır.

Kuşatılmış Yaşamlar, yaşanmışlıkların ve sorgulamaların bir izdüşümü. Michel Houellebecq bireyler üzerinden modern toplumun tıkanıklıklarını, bunaltılarını, sektörler arasında gerilen iplerle ve bu ipler arasında durmak zorunda olanları getiriyor bize, toplumcu bir yaklaşım ile. Houellebecq’in düşünceleri gizli satır aralarında, toplum merkezli ve toplumun dibinden.

"Uçurumun ortasındayım. Tenimi bir sınır gibi hissediyorum, dış dünyayı da bir eziliş gibi. Ayrılık izlenimi tam; artık bundan böyle kendi içimde tutsağım. O yüce birleşme olmayacak; hayatın amacı kaçırıldı, saat öğleden sonra iki." – Michel Houellebecq

Kompleks anlatılar ile saf bir temele varış var. Yaşamların kuşatılması ya da Mücadele alanının genişletilmesi şeklinde iki zıt teoriyle zorlamalara başvuruyoruz. Zorlamalarımız ideal düşüncemizin kendi içimizdekine yeterli gelmemesi. Tüketim ve beraberinde gelen buhran ile sıkıntı şablonundan kurtulmaya çalışıyor, her defasında yeniliyoruz. Çaresizliğimiz kendi ellerimizden kayıp gidiyor süreç içerisinde. Duruşlar pasif, bedenler boşlukta. Boşlukta oluşan renk tayfası dönüyor her geçen gün modern yaşantımızda ve Houellebecq bize bunu gösterirken yüzüne tokat yemeyi göze alıyor. Belki de Houellebecq’i sevme ve ondan nefret etmemizin sebebi kendimizdir. Yazarın şu sözü ile bitirelim: Ah, evet, değerlere sahip olmak !…

[Ayraç Dergisi 25. sayısında -Kasım 2011- yayımlanmıştır.] 

_____________

[*] Lat. Umutsuzluğa kapılmayın.
[1] Michel Houellebecq – Kuşatılmış Yaşamlar (Arka Kapak)
[2] Michel Houellebecq – Kuşatılmış Yaşamlar, s. 45
[3] Michel Houellebecq – Kuşatılmış Yaşamlar, s. 72
[4] Ali Bulaç – Çağdaş Kavramlar ve Düzenler, İz Yayıncılık
[5] Jean-Paul Sartre – Bulantı, Can Yayınları

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

2011–2017 idea, schola, zâhir âlem