25 Temmuz 2015

Gemeinschaft

Biz beş arkadaşız, bir gün peş peşe evin birinden dışarı çıktık; ilk çıkan kapının yanında durdu, ardından ikinci çıktı, daha doğrusu bir cıva topağı gibi kaydı ve ikincinin yanında yerini aldı, sonra üçüncü, dördüncü ve beşinci çıktı. Sonunda hepimiz bir hizada durduk. İnsanlar bizi fark etmeye başladılar; bizi gösterip "Şu beşi o evden çıktılar" dediler. O zamandan beri birlikte yaşıyoruz; eğer bir altıncı sürekli aramıza katılmaya çalışıyor olmasaydı huzur içinde yaşayacaktık. Bize bir kötülük etmiyor, ama sinirimizi bozuyor ve bu da yeterince kötü; neden istenmediği yere girmeye çalışıyor? Onu tanımıyoruz ve aramıza katılmasını istemiyoruz. Bir zamanlar, elbette, biz beşimiz de birbirimizi tanımıyorduk, hâlâ da birbirimizi tanıdığımız söylenemez, ama beşimiz için caiz ve hoş görülebilir olan o altıncı için caiz ve hoş görülebilir değil. Her hâlükârda, biz beş kişiyiz ve altı kişi olmak istemiyoruz. Ve zaten sürekli birlikte olmanın anlamı nedir ki? Bunun beşimiz için de bir anlamı yok, ama işte biz bir aradayız ve bir arada kalacağız; öte yandan, tecrübelerimize dayanarak, yeni bir kaynaşma istemiyoruz. Ama bunu altıncıya nasıl açıklayacaksın? Uzun açıklamalar onu neredeyse aramıza almamızla sonuçlanacaktı, o yüzden açıklama yapmamayı ve onu aramıza almamayı tercih ediyoruz. Suratını nasıl asarsa assın onu dirseklerimizle itiyoruz, ama ne kadar itersek itelim geri geliyor.

Franz Kafka, Gemeinschaft



Almancada "cemiyet, topluluk" gibi anlamlara gelen Gemeinschaft, 2008 yılında mezuniyet filmi olarak çekilmiş bir animasyon kısası. Yönetmeniyse, İstanbul Bilgi Üniversitesi Sinema Televizyon bölümünden o dönem mezun olan Özlem Akın. Kafka'nın aynı adlı hikâyesinden ilham alınarak çekilen kısa film, beş kişilik bir arkadaş grubu üzerinden güzel bir statik toplum eleştirisi niteliği taşımaktadır.

Yönetmenin mizansen olarak muhtelif kuklalarla kurduğu köy yaşantısı ve bir dağın başındaki evde yaşamlarını sürdüren beş arkadaşın hâli, hiçbir diyalog olmadan anlatısını gerçekleştirmektedir. Sosyal yapılanmanın endüstrileşmiş toplum öncesindeki gelişimi ve ilişkiler ağı Gemeinschaft'ın içinde bir konuma sürüklenir. Beş arkadaş, birbirleriyle önceden yabancıdır, alışmışlık vardır ve birliktelik gelmiştir, lakin dışarıdan aile gözükürler. Önce yabancılaşmanın içinden kurtulmuşlar, sonraysa kendileri aralarında bir özümsemeyle şekillerini almışlar. Onların köydeki insanlardan farkı, hep birlikte aynı şekilde duygu tepkilerini yaşamaları ve hareket sahalarının birbirinden farklı olmamasıdır. Onlar kalabalıktır ama birdir, buna ihtiyaçları vardır. Diğerini daha doğrusu diğer bir deyişle bu toplumsal ilişkiye girebilecek bir başka kişi onların uyumunu bozacaktır. Uyumlarının bozulmalarını istemiyorlar, çünkü toplumun onlara atfettiği değer yargısı otarşiktir. Yetinmeleri bundandır. Cemaatlerinin bozulması, bir yabancının içlerine girmesiyle doğacak tehlike yargısı insan ilişkisinin kısıtlayıcı unsurları olabilmektedir.

Toplum hareketliliği sınırlıdır. Dayanışma, birliktelik duyguları baskındır. İradeleri beşten ziyade bir tekilliğe matuftur ki cemiyete katılmak isteyen altıncı kişinin hâli toplumun kendi yansımasıdır. İrade kimi zaman elde edilemeyen bir olgudur. İradenin dışında kalanlar, mutlak bir nedensizliğin sonucuna katlanmak ve onu çekmek zorundadır. Filmde aşırıya kaçılmayarak vurgulanan tekrar, durağan, statik anlatım bu köy toplumunun pastoral yansımasıdır. Roller değişmemeli, statüler aynı kalmalı ve halk kendine ne dayatılmışsa onu yaşamalı, otarşik sürece aitlik bozulmamalıdır. Altıncı kişinin evin [cemiyetin] dışında kalması, huzursuzluğun sebebidir. Onlar, o beş kişi anlamsızca da olsa bir refah içindelerdi. Gayeleri birliktelikleri ve düzenleri, bir başkası değil. Dünya, kendini idare eder. Değişimin, dönüşümün onlar için felaket getireceği bilinip, bir diğerini toplum dışı etme, ezme, ayaklar altına alma, hiyerarşiyi zorla kullanma bilinci kodlanmıştır.

Jan Svankmajer, Jiri Trnka gibi Çek Canlandırma Sineması'nın ustalarından yer yer etkilerin görülebileceği Gemeinschaft, toplum ve insan ilişkisi bağlamında totaliter bir zincirdir. Ortada kesinleşmiş bir çizgi yoktur ama insanlar kavimlere bölünmüştür. Ortak irade, insanı sindirmiş, kendine düşen rolü hayatı bir iş olarak adlandırmak olmuştur. Avrupa'da sanayileşme başlamadan ve sermaye bir kapitalizm çarkına dönüşmeden evvelki yaşantı Gemeinschaft'a has bir durumdu. Ne zaman onların ellerine sermaye geçti, o zaman sosyal yapılanmalarda, ağlarda bozulmalar başladı. İş ve toplumsal bölünmeler, aidiyetlik hissini arka plana bırakınca ya hayatın amacı kaçırıldı ya da süslü bir hâle getirilerek hiyerarşi servis edildi. İnsanlar bir şekilde bu yaşama tutunmak zorundalardı, başka imkânları yoktu ve belki de o beş kişinin altıncıyı aralarına almamaları iktidar-rejim borazanlarının seslerinden başkası değildi.

Güzel bir amaçla yola çıkılarak hazırlanan Gemeinschaft, 3-4 dakikaya meramını sığdırarak nezih bir çalışma olarak karşımıza çıkıyor. Yönetmenin nazarındaki hassasiyeti ön plana tutarak mazbut bir hâl diliyle vitrine çıktığı izah edilebilir. 

Biz beş kişiydik ve altı olmak istemiyorduk. 


20 Mayıs 2013

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

2011–2017 idea, schola, zâhir âlem