13 Kasım 2016

Glauber Rocha — Barravento

Şiddet, açların normal davranışıdır. Şiddet anı, sömürgecinin sömürülenin farkına vardığı andır... Açlığın ortalama reformlarla halledilmeyeceğini ve Technicolor örtüsünün bu açlığın urlarını gizlemediğini, sadece ağırlaştırdığını biliyoruz.

Glauber Rocha

Barravento, Brezilyalı yönetmen ve 1960'larda Latin Amerika'daki sinema akımı Cinema Novo'nun enfant terrible'i sayılan Glauber Rocha'nın ilk uzun metrajlı ve siyah beyaz filmi. Rocha'ya ün katan Barravento'nun öyküsü, bir balıkçı topluluğunun yaşantılarındaki dinsel öğelerin ve gerçekçi bir mistik savaşın tablosunda ve toplumsal süreklilik içindeki çemberde şekilleniyor. Portresi didaktik unsurlar taşıyan Barravento, Rocha'nın ilk gerçekçi adımıdır ve film, topluluğun yaşadığı yer Bahia'dan daha fazlasını sunar.

Glauber Rocha, Barravento'daki öyküsünü gerçekçi bir dille anlatır. Film, Rocha'nın bir prologue'uyla başlar ve devamında köklerini arayan balıkçı topluluğunun yaşantılarına odaklanır. Köklerini arayan bu topluluk, kölelik zihniyetinin çürümesinin ardından toplumsal yaşantılarındaki hakikati sorgulamaya başlar. Rocha, karakterlerinin doğallığıyla Afrika'ya uzanan  köklerden siyasi mesajlarını göstermeyi amaçlar. Balıkçıların birlikteliği, topluluğun ne olursa olsun hayat mücadelelerine dik durduğunun bir işaretidir, güçlerin dengesi vardır Rocha'da. Her biri aslında birer köle olan bu insanların özgürlüğü kısıtlanmış bir dünyası vardır. Bahia'daki hayatları metropol yaşantılarından kaçışlarıyla daha da kötüdür. Rocha, birey üzerinden kitleyi hedefler. Barravento'da ön plana çıkan kişiler değil, komündür. Hayata tutunmalılar, ağlar iyi gerilmelidir Rocha'ya göre.

Dinsel mistifikasyonun ele alınış tarzı Barravento'nun tabanını oluşturur. Rocha, zihindeki düşünceyle sinema yapma mantalitesini devreye sokar. Açlığı, iyiliği, kötülüğü ve de Afro-Brezilya pagan müziklerini/danslarını Barravento'nun kalbine yerleştirir. İnsanı siyah beyaz gökyüzü altından bir etkileyiciliğe sürükler. Zıtlıklarını, kesik görüntülerle sunar. Gösterişe kaçmaz. Emperyalist sinema dilini reddeder Barravento'da. Balıkçıların yaşantılarındaki olağan-dışılığını, okyanusun içine gömer. Bir güç mekanizması oluşturur ve bunu yaparken iyi ile kötü olanın kesin ayrımını netleştirir. Kökenlerini unutmayan Balıkçı topluluğunu, Batı'nın kölelik zihniyetine bir manifesto şeklinde sunar, onları hep yalın ayak gezdirir Rocha.  Bunu da Emperyalist dünyanın çirkinliğini göstermek için yapar. 

Felaket. Balıkçıların okyanusu içinde şiddeti barındırıyor. Rüzgâr, fırtınaya dönüşür, dalgalar hızlanır. Topluluğun Barravento'yu bekleyişi yaklaşan kıyamet öncesi sessizlik gibi. Balıkçılar, ağları örüyor, kötü olansa şiddeti eliyle veriyor, delik açıyor, onların aç kalmasını istiyor. Balıksız yaşamlarını görünce mutlu olacak ama düzen Rocha'nın kamerasında ritmik bir ritüele dönüşüyor. İnsanın insana yaptığı kötülüğü ağırdan örerken Rocha, söküklerini de beraberinde getirir. Bu düzende güçsüz olan ezilmeyecek. Rocha, değer yargılarını birbirleriyle yarıştırırken, sonucu gizlemez. Brezilya Gerçekçiliğini, metropol yüzlerinden uzaklarda, ıssız yerlerde kuvvetli bir biçimde yansıtır. Barravento, insan sömürüsünün ardılındakiyle meşgul oluyor, sorularını soruyor, yerel dinlerin müzikleriyle kültüre dönüşün sinyallerini veriyor. Köklerini Brezilya topraklarından alan Rocha, öz hâliyle Brezilya portresi çizer, renkli kalemler kullanmaz. Estetiğini konuşturur Barravento'da. Balıkçılar, Rocha'nın kalbinde devrimin ateşini besleyen askerleridir. Sonradan görülebilecektir ki Barravento, Glauber Rocha'nın diğer filmleri için önemli bir imaj olacaktır.

Latin Amerika'nın özgürlükçü ruhu Rocha, totaliter sistemleri kabul etmez. Emperyal sistemin çürüklerini atar bir köşeye. Ona göre bir sinema dili, gerçekliği saklamamalıdır. Barravento, bu bağlamda yönetmenin zihnindeki aktarmadaki ilk deneyimidir ve yaşanılanları ütopik – mistik kadrajlarda değil, reel olana yönelik görürüz. Olumlamaların, siyah beyazlığa inat kültürel yansımalar taşıdığı gerçeğini de unutmamak gerekir. Küçük, basit ama oldukça görkemli bir deneysel havada geçen seyir, temasından asla uzaklaşmaz. Tek bir daire etrafında dolaşıp durur, onun derdiyledir zira. Filmin tabanı zengin ve bozulmamış olana, kültür ve siyasi mozaiklerine çağrılardır.

Brezilya, Rocha'nın sınırlarını aşıyor Barravento ile. Balıkçılar, muhteşemliğin ve yıkımın arasında gidip gelirken, perdeye düşen görüntüler 17.-18. yüzyıl Afrikası'nın toprağından doğuyor. Açlığın – Şiddetin Estetiğini ve pagan kültürünün gölgeleri saklanıyor. Okyanus uçsuz bucaksız, bir derya ufkunu gözetliyor. Tepedekiler, aşağıdakileri eziyor, köleleştirip tasarımcı şiddete ve yıkıma başlıyor. Yüzyıllardır devam ediyor bu. Hiç bitmedi. Değişti dediğimiz dünya düzeni bile reformların çok gerisinde kaldı. Düzensizlik dedikleri anarşi, onlar için bir kaos. Evren kendi içine döndüğünde Rocha çoktan Bahia'dan gitmiş olacak. Sonra o sarsıcı müzikler çalacak. Uyum için dans başlayacak. Barravento, bir dalga olup sahile vuracak tüm şiddetiyle. Gülüyorlar çünkü istediklerini alıyorlar. İnsanlık, kendi düzensizlik inşasını bina ederken, yıkıntılar altındakileri umursamıyor. Bedenlerimizdeki urlar gibiler, sessizce büyüyorlar, vakti gelince ortaya çıkacaklar. Sinsice denebilir. Saldırıları, köleleştirmekten ibaret. Sömürüyorlar, tüketiyorlar. Hiç bitmiyor. Büyüdükçe, aşağılamayı ve ezmeyi kendilerine pay biçiyorlar. İktidarın prestiji bu değil, güçler dengesinin de. Balıkçılar, yalın ayak topraklarda gezerken üşüyorlar, korktukları onları çoktan esir almış durumda. Rocha, Barravento'yu sahile çarpıyor. Rüzgâr dönüşü, bir hüznün izlerini taşımalı belki. Devrimin ruhunu besleyen Balıkçılar, yol alıyor. Rocha, uzaklara gidip öz Brezilya'yı kucaklıyor ve kalbini köklere bırakıyor... Saat öğleden sonra iki.

Brazzaville.

Mart 2012

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

2011–2017 idea, schola, zâhir âlem