ananda coomaraswamy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ananda coomaraswamy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ağustos 2018

Mircea Eliade — Homo Religiosus: Dar Kapıdan Geçiş

Ecce Homo, German School, 16. Yüzyıl


Beden-ev simgeselliği ve bununla bağlantılı antropokozmik benzeştirmeler üzerine yukarıda söylenenler konunun olağanüstü zenginliğini kapsamaktan çok uzaktır. Kendimizi çok çeşitli yönlerden sadece birkaçıyla sınırlamak zorunda kaldık. "Ev" –hem imago mundi hem de insan bedeninin kopyası– ritüellerde ve mitolojilerde hatırı sayılır bir rol oynar. Bazı kültürlerde (Öntarihte Çin, Etrurya, vb) urnalar (ölülerin küllerinin konduğu vazolar) ev biçiminde yapılmıştır: Üst taraflarında, ölünün ruhunun girip çıkmasını sağlayan bir açıklıkları vardır. (1) Vazo-ev bir anlamda ölünün yeni "bedeni" olur. Ama mitsel ata da kukuleta biçimindeki bir evcikten çıkar ve Güneş de geceleri böyle bir ev-vazo-kukuletaya gizlenip sabah tekrar dışarı çıkar. (2) Demek ki karanlıktan ışığa (Güneş), bir insan ırkının ön varoluşundan tezahürüne (mitsel ata), Hayattan Ölüme ve ölüm sonrası yeni varoluşa (ruh) geçişler gibi farklı geçiş tarzları arasında yapısal bir denklik vardır. 

Her türlü "Kozmos" biçiminin –Evren, Tapınak, ev, insan bedeni– üst tarafında bir "açıklık", bir kapıyla donatıldığını defalarca vurguladık. Bu simgeselliğin manası şimdi daha iyi anlaşılıyor: Açıklık bir varoluş hâlinden diğerine, bir varoluşsal durumdan diğerine geçişi mümkün kılmaktadır. "Geçiş", her türlü kozmik varoluşun yazgısıdır: Mitsel atanın ön varoluştan varoluşa ve Güneşin de karanlıktan ışığa geçmesi gibi, insan da hayat öncesinden hayata ve sonunda ölüme geçer. Bu "geçiş" türünün daha karmaşık bir sistemin içinde yer aldığını belirtelim. Kozmik oluşumun arketipi olarak Aydan, evrensel yenilenmenin simgesi olarak bitki büyümesinden ve kozmogoniyi, yani potansiyel hâlden şekillenmiş hâle örnek geçişi ritüel tarzında yinelemenin çok çeşitli biçimlerinden söz ederken, bu sistemin belli başlı parçalarını incelemiştik. Tüm bu "geçiş" ritüellerinin ve simgeselliklerinin insan varoluşuna ilişkin özgül bir anlayışı ifade ettiklerini belirtmekte yarar var: İnsan doğduktan sonra henüz tamamlanmamıştır; kusurlu bir hâlden, dölüt hâlinden mükemmel yetişkin hâline geçerek eksiksiz insan olur. Tek kelimeyle, insan varoluşunun bir dizi geçiş ritüeliyle, yani birbirini izleyen erginlemelerle kemale erdiği, doluluk tamlık hâline geçtiği söylenebilir.

Biraz daha ileride erginlemenin manasını ve işlevini ele alacağız. Şimdilik dinsel insanın (homo religiosus) aile çevresinde ve gündelik yaşamında, örneğin evinde, işe gitmek için taban teptiği yollarda, üzerinden geçtiği köprülerde, vb çözdüğü kadarıyla "geçiş" simgeselliği üzerinde duralım. Bu simgesellik konutun yapısında bile mevcuttur. Üstteki açıklık gördüğümüz gibi Göğe doğru tırmanış yönünü, aşkınlık arzusunu ifade eder. Eşik hem "dışarısı" ile "içerisi" arasındaki sınırı, hem de bir bölgeden diğerine geçiş olanağını somutlaştırır (kutsal-dışından kutsala geçiş). Ama tehlikeli geçiş fikrini çağrıştıranlar, köprü ve dar kapı imgeleridir ve bu nedenle hem erginleme, hem de cenaze mitolojileri ve ritüelleri onlarla dolup taşar. Erginleme, ölüm, mistik-esrime, mutlak bilgi, Yahudi-Hıristiyanlıkta iman, bunların hepsi bir varoluş hâlinden diğerine geçişle eşdeğerlidir ve tam anlamıyla bir ontolojik değişimi devreye sokarlar. Çeşitli dinsel geleneklerde bu çelişkili geçişi (her zaman bir kopuşmayı ve bir aşkınlığı gerektirir) çağrıştırmak için, sık sık tehlikeli köprü ve dar kapı simgeselliğine başvurulmuştur. İran mitolojisinde ölüler ölüm sonrası yolculuklarında Çinvat köprüsünden geçerler: Bu köprü doğrular için dokuz kargı boyu genişliğinde, dinsizler içinse "hançerin ağzı" kadar incedir (Dînkart, IX, xx, 3). Çinvat köprüsünün altında Cehennemin dipsiz deliği bulunur (Vidêvdat, III, 7). Mistikler de esrime yolculukları sırasında bu köprüden geçip Göğe çıkarlar: Örneğin Ardâ Viraf ruh hâlinde oradan geçip yükselmiştir. (3)

Aziz Pavlus'un Görüsü'nde, bizim dünyamızı Cennete bağlayan, "kıl kadar ince" bir köprüyle karşılaşırız. Arap yazarlarında ve mutasavvıflarında da aynı imgeye rastlanır: Köprü "kıldan incedir" ve Yeryüzünü yıldız katlarına ve Cennete bağlar. Aynı şekilde Hıristiyan rivayetlerinde de, bu köprüden geçemeyen günahkârlar Cehenneme tekerlenir. Ortaçağ efsaneleri "suyun altına gizlenmiş köprü"den ve kılıçtan yapılma bir köprüden söz ederler. Kahraman (Lancelot) bu köprünün üzerinden elleri ve ayakları çıplak hâlde geçmek zorundadır: Köprü "oraktan daha keskin"dir ve ancak "ıstırap ve eziyet içinde" karşıya geçilebilir. Fin rivayetlerinde, Cehennemin üzerinden iğneler, çiviler ve bıçaklarla kaplı bir köprü geçer. Hem ölüler hem de esrime içimdeki şamanlar öte dünyaya yaptıkları yolculuklarda bu köprüden geçerler. Dünyanın hemen her yerinde benzer betimlemelere rastlanır. (4) Ama metafizik bilgiye, Hıristiyanlıkta da imana erişmenin zorluğu ifade edilirken de aynı imgeleme başvurulduğunu vurgulamakta yarar var. "Şairler, en yüce bilgiye giden yolun zorluğunu ifade etmek için, bıçağın keskin sırtında yürümek güçtür, derler" (Katha Upanişad, III, 14). "Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır" (Matta, VII: 14).

Erginleme, cenaze ve metafizik alanlarındaki köprü ve kapı simgeselliğine ilişkin bu birkaç örnek, gündelik varoluşun ve onun beraberinde getirdiği "sıradan dünyanın" –alet edavatıyla ev, gündelik rutin ve ona değgin davranışlar, vb– dinsel ve metafizik düzlemlerde değer yüklenmeye ne anlamda açık olabileceklerini gösterdi. Dinsel insanın deneyiminde dönüşümüne uğrayan, her günkü sıradan yaşamdır: Her yerde bir "şifre" keşfeder. En alışılmış davranış bile tinsel bir mana taşıyabilir. Yol ve yürüyüş dinsel değerlere dönüştürülebilir, çünkü her yol "hayat yolu"nu, her yürüyüş de bir "haccı", yani Dünyanın Merkezine yapılan bir yolculuğu simgeleyebilir. (5) Bir "eve" sahip olmak, Dünyada istikrarlı bir konumun benimsendiğini ifade ediyorsa, evlerinden vazgeçenler, hacılar ve zahitler "yürüyüş"leriyle, sürekli hareket hâlinde oluşlarıyla Dünyadan çıkma isteklerini, her türlü dünyevi durumu reddettiklerini ilan ederler. Ev bir "yuva"dır ve Pancavimşa Brahmâna'da dendiği gibi (XI, xv, 1), "yuva" demek sürüler, çocuklar ve bir ocak demektir, tek kelimeyle ailevi, toplumsal, ekonomik dünyayı ifade eder. Arayışı, merkeze giden yolu seçenler her türlü ailevi ve toplumsal konumdan, "yuva"dan vazgeçmeli ve sadece en yüce hakikate doğru "yürüyüşe" yoğunlaşmalıdır. O hakikat, en gelişkin dinlerde gizlenen Tanrı ile, Deus absconditusla iç içe geçmiştir. (6) 

________________________________
(*) Mircea Eliade, Kutsal ve Kutsal-Dışı, çev. Ali Berktay, Alfa, 2017, s. 158-162.

(1) C. Hentze, Bronzegerät, Kultbauaten, Religion im ältesten China der Chang-Zeit (Anvers, 1951), s. 49 vd; aynı yazar, Sinologica içinde, III, 1953, s. 229-239 (ve şekil. 2-3).

(2) C. Hentze, Tod. Auferstehung, Weltordnung. Das mythische Bild im ältesten China (Zürih, 1955), s. 47 vd ve şekil. 24-25.

(3) Krş. M. Eliade, Le chamanisme et les techniques archaïques de l'extase (Paris, 1951), s. 357 vd.

(4) Krş. Le chamanisme, s. 419 vd; Maarti Havio, Väinämöinen, Eternal Sage (Helsinki, 1952), s. 112 vd.

(5) Krş. Traité d'histoire des religions, s. 325 vd.

(6) Krş. Ananda K. Coomaraswamy, "The Pilgrim's Way," Journal of the Bihar and Orissa Oriental Research Society, XXIII, 1937, VI. bölüm, s. 1-20. 

3 Kasım 2017

Rene Guenon'un Frithjof Schuon'a Mektubu

Fransızcadan çeviren: Ali Hasar

Bismillahirrahmanirrahim

Eşi benzeri olmayan Allah'a hamdolsun. 


Kahire, 16 Nisan 1946



Muhterem Şeyh, Aziz Kardeşim İsa Nureddin Ahmed'e...

Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. 


Sizin de düşünebileceğiniz gibi son zamanlarda çoğu defa haberlerinizi almama karşılık, bu sefer doğrudan sizden haber almaktan, ihvanımızdan birinin ziyaretini ümit etmekten ötürü ziyadesiyle bahtiyarım, belki siz, şahsınız da, çok geçmeden bizi görmeyi teşrif edebilirsiniz. 

Henüz tamamlanmış bulunan kitabınızın kısımlarını peş peşe gönderdiğiniz için teşekkür ediyorum. Çok önemli buluyorum bu çalışmayı, telife karar vermeseydiniz muhakkak üzücü olacaktı. Size önerebileceğim ne ilavesi ne de çıkarılması mücbir sayılabilecek herhangi bir tashihi doğrusu görmüyorum; özellikle, Hıristiyanlıkla ile ilgili olan şey, bu şekilde katiyen ortaya konmamıştı sanıyorum, bu da kimilerine pek çok şeyi anlamalarına vesile olacaktır. Bu kitabın en kısa zamanda neşredilmesi önemli; Luc Benoist bu yılın sonundan bahsetmişti, fakat Modern Dünyanın Bunalımı'nın yeni baskısı söylediğinden daha erken olacak gibi: Bu da demek oluyor ki sizin kitabınız ilk önce, Coomaraswamy'nin Hinduizm ve Budizm'i daha sonra. Yeni başlığınız içinse, esasında ilkine tercih edilebilir gibi geliyor, çünkü daha kısa ve bizim ıstılahlarımıza henüz aşina olmayan okuyucular için çok açık gibi duruyor.

P. Genty'nin size yazmayı çok istediğinden haberim var, Prophètes de l'Esprit mevzunda size ne söyleyebileceğini bilmiyorum, ancak oldukça girift olmalı diye düşünüyorum. Kendisini tanıdığım yaklaşık 40 seneden beri, heyhat hâlâ aynı, dediğim dedik. Bendenize cevabınızın bir nüshasını aldığını söyleyen Clavelle, Genty'nin yakınlardaki bir mektubunu müteakip onun hayal dünyasından kurtulmamakta ısrarcı gibi göründüğünü zikrediyor; buna mukabil, –her zaman olduğu gibi şimdi de– önyargılı bakışlarından tamamen kurtulmadığından dolayı, abarttığına inanmak istiyorum. Eğer hakikaten böyleyse, zavallı Genty adına çok talihsiz olur bu, çünkü daha muteber bir öneri bulmasının tam vakti aslına bakarsanız; 64 ya da 65 yaşında olmalı, ama doğrusu şu ya, her zaman ihtiyar gözükmüştür. Yahya (St. Jean) konusunda yazdığınız cevapla ilgili olarak, belki sadece şu eklenebilir: Pek çok Müslüman Cercis'i (St. Georges) Hızır, İdris ve İlyas'ın ehl-i beytine bağlı bir peygamber olarak kabul eder, ancak her halükarda ne Nebi ne de Resul'dür. Bu meselede, 1939'un başında yayınlanan Réalisation descendante hakkında bendenize makaleler yazma fikrini veren şeyi daha önce size söyleme imkanım oldu mu bilmiyorum, durum şu ki bazı Şiiler, Veli'nin (El-Kurb'a istinaden) Nebi hatta Resul'den daha yüksek bir makama sahip olduğunu iddia ediyorlar. Son olarak Melametiler hakkında yazdıklarım, sizin de göreceğiniz üzere (belki de görmüşsünüzdür, zira Études Traditionnelles'in 4. sayısı şimdiye çıkmış olmalı) aynı konuya temas ediyor. Bu makale, sâliklerin (inisiye) halkla münasebetleri hakkında yazmış olduğunuz diğer makalelerle örtüşüyor. Gayet merak uyandıran bir tevafukla, kitabınızın bu kısmı bize geldiğinde, tam da bu meseleyi yazmayı düşünüyordum.

Evet, Buenos Aires'ten sözünü ettiğiniz Budizm ve İlahi Esma üzerine iki çalışmayı aldık. Bunlara dair, özellikle ikincisi için, sizle aynı intibadayım. Okuması çok zor, gereksiz müşkil yerler (complications), hatta çoğu kısmen teyit edilmiş gibi duran karşılıklar bulunuyor. Yazarın, iddialarından bazılarını hangi otoritelere dayandırabileceğini merak ediyorum. Ebubekir'in (Martin Lings) çalışmasından oldukça farklı, şüphesiz; Fransızcaya tercüme edilse Tradisyon dizisinde yayınlanmaya değer diye düşünmüyor musunuz? L. Benoist'nın bu fikre itiraz edeceğini sanmıyorum. Gerçi, Paris'teki son zamanlarımda Madam Breton'la (sonra Matmazel Dano ile) tanışmıştım, o zamandan beri, bana arada bir yazmaya devam etti. Ona cevap yazmakla iyi ettiniz, kesinlikle munis ve anlayışlı gözüküyor. Kendisine itimat etmemenin lüzumu yok, ayriyeten usandıran ve ağzında bakla ıslanmayan nice sayısız mektup arkadaşı takımından olmaması hoşnut edici. Onun ve eniştesinin (Paul Barbotin), R.I.S.S.'teki insanların bazı dalaverelerini ve bu nevi diğer şeylerini vuzuha kavuşturmada bana birtakım yardımları olduğunu söylemeliyim. Neyle muhatap olduğunuzu daha kesin olarak anlamanız adına söylemem gerekir ki açıkçası kendisi Katolik ve Charbonneau-Lassay ile de ilişkisi bulunuyor.

Sanat biçimleri üzerine kısmınız Bharata Iyer cildi için kuşkusuz uygun olacaktır; Marco Pallis, tradisyonel elbise üzerine bir şeyler hazırladığını yazdı bize. Bendenize gelince, henüz hiçbir şey yapmadım, maalesef. Makaleler çok gecikmeden istendiğinden dolayı, Études Traditionnelles'in Hindu tradisyonu özel sayısında çıkan unsurlar nazariyesi hakkındaki çalışmamın tercümesinin uygun olup olmadığını merak ediyorum. Şu aşamada, hâlihazırdaki mevcut baskılar ve tekrar baskılarla alakalı sorunlardan tamamen kurtulmadıkça, belirli bir uzunlukta bir çalışma yapmak kendim için pek mümkün gözükmüyor, zira tüm bunlar zaman alıyor ve postanın yavaşlığı, düzensizliği eklenince daha da çetrefilli oluyor. Bu son yıllardaki sessizlik döneminin şahsıma birtakım faydaları oldu. Bu açıdan, diğer türlü bu zamanda 4 yeni kitabı tamamlamada muvaffak olamazdım muhtemelen, ama her türlü haberden uzun süre ayrı kalmaksa gayet meşakkatliydi aynı zamanda.

Güzel dilekleriniz için size ve ihvanımıza müteşekkirim. Bizler her daim iyiyiz, Allah'a şükür. Ailem de selamlarını ve muhabbetlerini iletiyor.


Rabbinin aciz kulundan,
Abdulvahid Yahya


René Guénon, Correspondance içinde.
(*) Frithjof Schuon'un René Guénon'a incelemesi için gönderdiği kitap Dinlerin Aşkın Birliği (De l'unité transcendante des religions) kitabıdır.

Benzer Okumalar:

Frithjof Schuon ile Söyleşi

2011–2026 idea, schola, zâhir âlem